Sahte - Yalin * Hayatımdan Duygular * - Blogcu



* Hayatımdan Duygular *

8/11/2009 - GÜNAHLAR

Kategori: Siirlerim__

Önümde merdivenler

Uzanıyor

Bilinmez bir çıkışın sonsuzluğa

Ben kararsız

Adımlarla ayakta

Işıklar tükenmişken

Yeni umutlar bulmak için uyuyorum uyanıyorum

Her gün

Eğer insan severse her şeye de direnir diyorlar

Yalan söylemek için masum şeyleri alet ediyormuşuz oysa

Ya da sevginin anlamını öylesine yitirmişiz ki

Şimdi hiçbir şeyi bulamayacak kadar toz duman olmuşuz

Her şey bulanık damlalar halinde akarken yüreğimize

Sahte gülümseyişlerinizin ardını görüyorum ben

Ürkekliğinizi korkaklığınızı ve

Günahlarınızı

Çünkü hiçbir insan günahsız yaşayamazmış hayatta

Ne kadar kötülük varsa sen de bulandırırsın içinde

Berraklığımızı yitireliden beri

Saymaya korkuyorum bugün kaybedeceklerimizi

Biliyorum çünkü

Ben de yaşıyorum yaşatıyorum her gün günahlarımla

 

 Cansu Kelle

08.11.2009

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2009 - ŞİMDİ SANA BAKMIYORUM ÇÜNKÜ GÖZLERİMDE BİR SEN YOK ARTIK

Kategori: Siirlerim__

 

Her sabah gözlerinde başlıyordu hayat

Çünkü gözleridir yaşayan insanların

Ve ben ne güçlü sanıyordum kendimi gözlerinden önce

 

Aşk bir damla ellerinden sonsuz boşluğa akan

 

Beklemeyi göze almaktı bilmeden neyin geleceğini bu aşk

Ve şimdi bütün tanımlar değişti

Hüzünlü gözlerin yorgunluğun mutsuzluğun kollarında

Benim gözlerimdeyse umutsuzluklar

Sana ulaşılmayı bir ömür bekleyecek olan

Ve sen de imkansız bir aşk

Asla gelmeyecek bir kadında

 

Ayaktayım…

Oturmaya mecalim yok

Çünkü sana bakmak yok edici bir ateş bedenimde

Ve sadece bir bakışındı yetti yok etmeye

Sadece sonsuz sevenler bekler hiç gelmeyecek bir hayali

Bile bile…

 

Oysa ben hep piyano çalmayı istemiştim senin şarkılarının ruhunda

Çünkü şarkılar çocuklar gibidir

Umut taşırlar yarınlara

 

Biliyorum O kadındı gözlerine piyanonun başında teslim olduğun

Ama bir kemana hapsoldu benim ruhumun  parçaları

Sadece ona akıtıyorum gözyaşlarımı

Şimdi o da gidiyor seninle birlikte

Ve ben seninle birlikte gidenleri arıyorum

 

Sana bakıyorum Oysa

Ve sen senin gözlerindeki bir yansımada bekliyor gibisin

Ellerin asla bitirmeyi dilemediğin o kitapta

İkimiz de biliyoruz o kitap asla bitirilme şansına sahip olamayacak

Çünkü hiç var olmayan bir kadını bekliyorsun

O kitabın sayfalarında

Ve benim ellerim artık ardımda

Sana uzatmak için geç kaldım

Çünkü istesem de şimdi uzanamam senin uzaklarına

 

Sen yarım kalmış resimler gibisin

Bense yırtılmış fotoğraflar

 

Her şey biraz eskitilmiş fazlaca yaşanmış

 

Şimdi sana söylemeyi dilediğim her şey içimde Gidiyorum

Sadece bir veda vakti kalan geriye yıkılanların arkasında

Cesaret hiçbir zaman bana göre olmadı

Ve biliyorum bir daha piyano çalmaya gidemeyecek ellerim

Kemanımı da sana bırakıyorum 

Hayatımda aşık olmak için seçtiğin en yanlış adama

En yanlış yerimden vurulduğum hayatıma bir son vermeye gidiyorum

 

Şimdi sana bakmıyorum çünkü gözlerimde bir sen yok artık!..

 

Cansu Kelle

26.10.2009


(İlk kez bir fotoğraf için yazmak istedim..gördüğüm anda hayat işte bundan ibaret denebilen herşey adına..)

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/10/2009 - KAR ve ALEV

Kategori: Siirlerim__

Kendimi bir resmin dışında çiziyorum

Belki de en uzak noktasında

Ellerimle koymuş gibi

Hayatlar bulmayı bekliyorum

Ama acıtıyor artık her şey içimi

En ufak kırılmalar çığlara çığlar yangınlara dönüşüyor bedenimde

Sevgisiyle sevgisizliğin dengesinde bir nefes boşluğu yarattım

Çabalıyorum harikalar yaratmaya

Şimdi her şey unutuldu

Hatırlamaya çalışıyorum

Anlamlandırmaya kavramaya

Öyle çok şeyi yitirmişim gibi geliyor ki

Kaybettiklerimi bulmaya kalksam

Ömrümü feda ederdim uğrunda

Şimdi her şey biraz eksik renksiz

Herkes biraz farklı biraz aynı

Ama eskiyi özlemek yenileri benzetmeye benzemiyor

Bu yüzden her şeyi bırakmak gerekiyor

Suyun gidişine

Oysa ben akıntı yönünü seçiyorum

Çünkü neyi istediğimi biliyorum…

 

Cansu Kelle  

21.10.2009

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/10/2009 - TEBRİKLER

Kategori: Siirlerim__

Avutmaya çalışıyorum kendimi

Dağılmaya dağıtmaya enkaz kala

Yalanlar söylüyorum

En çok da gözlerimde aynalara

Yazmaya bile varmıyor elim

Yüreğimde sıkışan bütün duygular paramparça olmaya yüz tutmuş

Bıraksam bıraktığım anda koskocaman bir boşluk

Anlamsız yitirilmiş uzak tuzaklı

Büyük bir girdabın en uç noktasında gibiyim

Ne düşebiliyorum ne de kaçabiliyorum

Sadece bakıyorum gidenlere yitenlere

Gayret etmek sabretmek beklemek bana göre değil

Belki de ben de bu taraftan sınanıyorum

Gözlerimde yaşlar yerine artık duygusuzluklarım birikmeye başlarsa

Tebrikler! Ben de sizinle yok oluyorum…

 

Cansu Kelle

13.10.2009


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/10/2009 - AŞK

Kategori: Siirlerim__

Umurumda mı sanıyorsun bazı şeyleri

Bir çırpıda sildim geçti ve gitti

Hatalara yer olmadan hayat devam edemez

Ama bilmek gerek durmak durmayı anlamak

Başlamak gerek yeniden

Belki de yenilmek

Terk etmek

Aldanmak aldatmak

Kucaklamak

Yalanlamak

Ama önce kendini sevmek gerek

Eğer kendin kendinde olursa

Hayat başlar seninle senin olduğun yerde

Çünkü sadece sen varsın sen de

Bir başkasına yetecek kadar yer olmayacak asla

Bunu başarabilen çok az insan tanıdım dünyada

Ve bir gün senden daha fazla sen olacak birini koyacaksın o yere

Ve sen ölmeden ölümü yaşayacaksın her gün o bedenle yüzlerce ruhunla

Bir adı önemsemek için bu kadar çırpınış boşa

Buna da aşk diyorlarmış dünyada…

 

Cansu Kelle

04.10.2009

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/9/2009 - KARANLIĞIN ORTASINDA BİR BEN

Kategori: Siirlerim__

İçimde bir yerlerde derin bir iz

Üzerinden neler geçmiş neler karalamış yaralamış onu

Kanamaktan kabuk bağlamaya fırsat bulamayan yamalanmış acıtan anılara sahip

İnançların bağı zayıflamış

Ruhumuz eskiler kadar güçlü değil

Yalnız ıssız ve ışıksız

Karanlığın ortasında yolumu kaybediyorum

Bulmak için geç kaldın

Yeni bir yol için zamansız

Zamansız bir ayrılık için zamanlı

Zamansızlıklar bize asla dost olmadı

Sadece asil bir yok oluşta ibaretti anlarımızda

Zamanı bulmayı dilerken hep geçmişte kayboluyorum

Başladığım noktayı bile kaybettim

Şimdi baktığım her ayna bomboş

Kendimi de bulamıyorum…

 

Cansu Kelle

29.09.2009

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/9/2009 - ''SİZ HİÇ BU KADAR SEVDİNİZ Mİ!?''

Kategori: Yazilarim__

 Merhaba...
 Bloğumda kendi yazdığım yazılarımı ve beğendim filmler,müzikler,kitaplar hakkında bilgileri paylaşıyorum.Ama bu demek değil ki beğendim yazıları paylaşmayacağım.İşte hayatımda gerçekten okurken bir şeyler hissettiğim en güzel yazı.Ve en güzel tarafı gerçek olması.Bunu bir gazetede okumuştum ve o sayfayı hala saklıyorum.Okuyan herkesin kendinde bir şeyler bulabileceği bir yazı.Böyle şeyleri uzaktan izlerken bazen bağışlanabilecek şeyler arasında zaman olmasını diliyorum.Böyle hayatların insanlarına ömrümden zamanlar verebilmeyi dilerdim hayatım boyunca...


Cansu Kelle


                     

                          SİZ HİÇ BU KADAR SEVDİNİZ Mİ!?

 

Otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.

Gençtiler... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında....

Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince evlendiler. Mutluydular hem de çok. Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular.

ZAMAN İLAÇ OLMADI

Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "Bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler.

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma"

Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı.

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama 40’lı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı.

Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim" diye yanıt verdi adam. "Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."

Tıp kongresi nedeniyle sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu, adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.

Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere...

Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."

"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...

Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü... Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi.

ADAM İNKAR ETMEDİ

İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi.

Bazen yalnız kaldığında, onu hálá sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.

Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor" dedi genç kadın.

Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla ölmek isteyeceğini biliyordu.

YAŞAYACAKSIN

Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine bile haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bunu vermemi istedi..."

Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu...

Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm, derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın...

Ve son kağıtta da şunlar yazılıydı: "Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."

 

(yazı alıntıdır.)

 


 


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/9/2009 - Müzik Listesi.. 4

Fırat Danış -Yani *
Kate Voegele - Hallelujah *
Avril Lavigne - Get Over It *
Avril Lavigne -Losing Grip
Ajda Pekkan - Bir Günah Gibi Gizledim Seni
Pussycat Dolls - Sway *
Yüksek Sadakat - Haydi Gel İçelim
Jamelia - Stop
Yalın - Ben Bilmem
Zuhal Olcay - Yine Aşk Var *


(* : favorim)


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/9/2009 - SIGNS (İşaretler) / Schweppes Kısa Film Festivali




Schweppes'in kısa film festivalinde gösterilen ve diyalogsuz sahnelerine rağmen ne söylenmek istendiği, ne hissedildiği açıkça anlatılan başarılı bir kısa film.

Çekim açıları ve sahne seçimleri açısından oldukça doyurucu olan Signs, belli ki usta bir bakıştan çıkmış. Gerçi oyuncuların deneyimli oldukları hayli belli.


Yönetmen: Patrick Hughes
Oyuncular: Nick Russell, Kestie Morsaai
Müzik: Dmitri Golovko
Süre: 11 dk.

(Alıntıdır.)

Ayrıca  '' http://www.schhh.com.tr/ '' adresinden de ''Schweppes-Senin Hikayen Ne?'' sitesine ulaşarak ''İşaretler''i izleyebilir ve bunun yanısıra diğer dört  kısa filmi de izleyip alt yazıyla takip edebilirsiniz.
İyi seyirler...


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/9/2009 - ŞAH ve MAT

Kategori: Siirlerim__

Şah ve Mat

Bitti hayat

 

Gölgelerle

Geçmişlerle

İzlerle

 

Bilinmezler

Derinler

Darbeler

Hayatlar

İnsanlar

 

Aldatmalar

Aldanışlar

Yalanlar

İtiraflar

Sırlar

 

Mutluluklar

Mutsuzluklar

Çelişkiler

Tutarsızlıklar

Yokluklar

Var olanlar

 

Aşklar

Nefretler

Yasaklar

Beslenenler

Bitenler

 

Kadınlar

Erkekler

Ve Dünyalar…


Cansu Kelle

17.09.2009

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Şiirlerimi paylaşmak amacıyla oluşturduğum blog...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

reef
uguraksoy07
Blogcu Yardım
gökhan kaplan
niluferdenaskadair
gencblog
ummush
yasaminkiyisindan
gülnaz hasköy
yeditube
siirlopedi siirlopedi
crazyemogirls
happyesrosh
hareketlikesim
sarksofrasi
duslerulkesiduslerprenses
kadinkadina
musahip
Canan Dinç
istanbultek
doganinsesi95
dilaratoker

MySpace Layouts

Myspace Layouts $layout_link / Hot Comments / Image Hosting